Yayınlandı
Yorumlar 1

Kısıtlı yağışlara karşın bir zamanlar sulak alanlar bakımından Türkiye’nin en zengin yörelerinden biri olan İç Anadolu’da bugün neredeyse bütün sulak alanlar kurumuş durumdadır. Suğla Gölü (16.500 ha.), Samsam Gölü (830 ha.), Tersakan Gölü (6.400ha.) Yarma Bataklığı (10.000 ha.) Arap Çayırı (20.000 ha.) Hotamış Sazlığı (16.500 ha), Eşmekaya Sazlıkları (11.250 ha.) Karapınar Ovası (15.00 ha.) Ereğli Sazlıkları (1.500 ha.) yalnızca Konya Ovası’nda kaybettiğimiz alanlardır ve toplam genişliği 115.180 ha. civarındadır. Bu kayıpların arkası gelmektedir. Bütün bunların altında yatan en büyük etkenlerden biri tarımsal faaliyetlerin bilinçsizce yapılması ve bunun küresel ısınmadan kaynaklanan süreci hızlandırmasıdır. Türkiye’nin tuz deposu Tuz Gölü, en büyük tatlı su gölü Beyşehir, Eber, Akşehir ve daha birçoğunu ya kurutuyoruz, ya kirleterek kullanılamaz hale getiriyoruz.

Kaybetmek üzere olduklarımızın bunlarla sınırlı olmadığını tahmin etmekte zor değil. Ülkemizin su zengini bir ülke olmadığı, uluslararası ölçütlere göre su sıkıntısı çeken ülkeler arasında değerlendirildiği her zaman hatırlanmalıdır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de suya olan gereksinim her geçen gün artarken, kirlenme ve yanlış kullanım nedeniyle su kaynaklarımız hızla azalmaktadır. Gelecek kuşaklara sürdürülebilir bir yaşam ve gelecek bırakmak için, herkesi sulak alanlardaki kültürel ve biyolojik zenginliğimize ve su kaynaklarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Yazar
Kategoriler ,