Su ya da...

Yayınlandı

Su, yaşamın ve bireylerin en temel gereksinimi olsa gerek. Hemen hemen tüm yaşamsal, sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sağlıklı olarak sürdürülmesi temiz ve yeterli su kaynaklarına sahip olmakla mümkün. Günümüzde yaklaşık 2.5 milyar insan yetersiz ve kalitesiz su nedeniyle sağlıksız şartlarda hayatını sürdürüyor.

Özellikle az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan hastalıkların %10’u yetersiz ve sağlıksız sudan kaynaklanıyor. Bununla birlikte araştırma sonuçları son 10 yıl içerisinde küresel su talebinin 6-7 kat arttığını gösteriyor. Bu oran dünya nüfusu artış oranının iki katından daha fazla. Dünya nüfusunun 2025’de 8.5 milyara, 2050’de ise 10-12 milyara ulaşacağı düşünüldüğünde, su yetersizliği nedeniyle insanlığı ne büyük felaketlerin beklediği zihinlerde canlanabiliyor. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre 1,5 milyardan fazla insanın sağlıklı içme suyuna ulaşamadığı dünyamızda, 2 milyar 600 milyon kişi de atık suları arıtacak sistemlerden yoksun yaşıyor. Her yıl 250 milyon insan kirli sulardan bulaşan hastalıklara yakalanırken, 5 milyon kişi bu nedenle hayatını kaybediyor.

Türkiye’deki durum şu an bu kadar kötü olmasa da, geleceğe yönelik projeksiyonlar çok ciddi önlemler alınması gerektiğini gösteriyor. Yıllık kullanılabilir su miktarı 112 milyar m3 olan Türkiye’de, suyun % 70’i tarımsal sulamada, % 20’si endüstriyel amaçlı, % 10’uysa içme-kullanma suyu olarak kullanılmaktadır. Kişi başına düşen su miktarı ise yıllık 1430 m3’tür. Bu rakam, Irak için 2020 m3, Asya için 3000 m3 civarındadır. Önümüzdeki 20-25 yıllık süreç içerisinde ülkedeki tarım arazilerinin %75, evsel su kullanımının ise %260 artacağı göz önüne alındığında su kaynakları üzerindeki talebin ne kadar büyüyeceği daha rahat anlaşılabilir.

Son 40 yılda su kaynaklarının verimsiz yönetimi ve kullanımı sonucunda Türkiye’de yaklaşık 1.300.000 hektarın, yani toplam sulak alanların %50’sinden fazlasının yok olduğu bir gerçektir. Yanlış politika ve uygulamalar nedeniyle her geçen gün akarsu ve yeraltı sularımızın, göllerimizin durumu biraz daha kötüleşmektedir. Son 15 yılda yer altı sularımız Orta Anadolu’da aşırı kullanım nedeniyle 18-20 metre düşmüştür ve bu düşüş her yıl artarak sürmektedir. Yanlış ya da verimsiz sulama tekniklerinin kullanılması, eksik fizibilite ile ve/veya yanlış yerlere inşa edilen barajlar, evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmaksızın sulak alanlara boşaltılması ve su havzaları etrafındaki kaçak ve dengesiz yapılaşma su kaynaklarının ve sulak alanların kaybedilmesinin en önemli nedenleri arasındadır.

Kısacası, eldeki su kaynaklarının daha dikkatli kullanılmaya başlanılmamasının ciddi sonuçlara yol açacağı açık ve kesindir. Yapılması gereken, etkili bir su yönetim politikası geliştirmek ve gerek ülke çapında gerek yerel yapılanmalarda bunu etkili bir şekilde hayata geçirmektir. Etkili bir su yönetim politikasının amacı su kullanımını verimli kılmak, su kaynaklarını korumaya yönelik önlemler geliştirmek ve toplam talebi azaltmaktır.

Yazar